FELSEFE
Felsefenin konuları [değiştir]
Filozoflar genellikle varoluş veya varlık, ahlak veya iyilik, bilgi, gerçek ve güzellik konularıyla ilgilenmişlerdir. Tarihsel olarak birçok filozof dini inançlara veya bilime de eğilmiştir. Filozoflar genellikle bilimin dışında kalan bu kavramlarla ilgili kritik sorular sorarlar. Felsefe nedir sorusunun cevabının aranması da bir felsefi uğraştır. Filozoflar genellikle şu soruların cevaplarını ararlar:
- Gerçek nedir? Bir ifadeyi nasıl veya niye doğru veya yanlış olarak tanımlarız? Nasıl karar veririz?
- Bilgi mümkün müdür Bildiğimizi nasıl biliriz? Doğru bilginin kökeni ve sınırları ?
- Ahlaken doğru veya yanlış hareketler (veya değerler, veya kurumlar) arasında bir fark var mıdır? Hangi hareketler doğrudur, hangileri yanlıştır? Değerler mutlak mı, izafi midir? Yani nasıl yaşamak gerekir? Ahlakın kaynağı nedir ?
- Gerçeklik nedir ve neler gerçek olarak nitelendirilebilir? Gerçek olan şeylerin doğası nedir? Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi? Zaman ve mekanın doğası nedir? Düşünme ve düşüncenin doğası nedir? Birey olmak ne demektir?
- Güzel nedir? Güzel şeylerin farkı nedir? Sanat nedir?
- Din kavramının kökeni nedir ? Tanrı insanların korkularından kaynaklanan bir varsayım mıdır ? Tanrı var mıdır ?
Antik Yunan felsefesinde, yukarıdaki beş soru sırasıyla, analitik veya mantıksal, epistemoloji, etik, metafizik ve estetik olarak adlandırılırdı. Bunların dışında da konular vardı ve bu tanımlamaları ilk kez kullanan Aristo aynı zamanda politika, modern fizik, jeoloji, biyoloji, meteoroloji ve astronomi'yi de felsefenin konuları arasına almıştır. Yunanlılar Sokrates'in etkisiyle bir Analiz geleneği geliştirmişler ve konuyu daha iyi anlamak için parçalarına ayırmışlardır.
Diğer gelenekler bu tip tanımlalar kullanmamış veya aynı temaları ön plana çıkartmamıştır. Hint felsefesi Batı felsefesi ile benzerlikler taşısa da, binlerce yıldır felsefe ile ilgilenmiş olsalarda Japonca, Korece ve Çince'de felsefe kelimesi 19.yy'a kadar yoktu. Özellikle Çinli filozofların Yunanlılara göre farklı bir sınıflandırması vardı. Tanımlamaları da genel özelliklere değil çoğunlukla metaforikti ve aynı anda birkaç konuya ilintiliydi [1]. Ancak batı felsefesinde de konular arasında kesin sınırlar yoktur ve 19.yy'a kadar batı filozoflarının çalışamalarında konusal bir ayrım yapılmamıştır. Gerçek felsefe Rönesans sonrası Alman İdealizmi sonrasında doruk noktasına ulaşmıştır.
Amaç ve yöntem [değiştir]
Felsefi düşünce insanın evreni içinde kendi varlığını merak etmesiyle ve bu konuda sorular sormasıyla başlar. Felsefe için merak etmek ve soru sormak yeterli değildir. Sorulara sistemli bir açıklama getirmek de önemlidir. Aynı zamanda getirilecek olan açıklamanın sistemli veya sistemsiz olması gerektiği de felsefenin bir sorusudur. Felsefi düşünüş sıradan düşünüşten tamamen farklıdır onun ayırt edici özelliği kavramsal ve soyut olma çabasıdır. Felsefi düşüncenin yöntemleri insana hemen her konuda akıl yürütebilmesi için gerekli temelleri sağlar. Felsefe eleştirel bir düşünüş biçimidir. Felsefi düşünce önceden kazanılmış bilgiler üzerine bir düşüncedir.
Felsefe diğer disiplenlerden sorgulama yöntemiyle ayrılır. Filozoflar, ilginç, harika veya şaşırtıcı buldukları bir konudaki şüpheleriyle ilgili anlaşılır örnekler verebilmek için, genellikle sorularını problemler veya bilmeceler olarak çerçevelendirirler. Bu sorular genellikle bir inanca ait varsayımlarla veya insanların karar vermek için kullandıkları yöntemlerle ilgilidir.
Filozoflar problemleri mantıksal bir şekilde ortaya koyarlar. Tarihsel olarak geleneksek mantıkın kıyaslarını, Frege ve Russell'dan itibaren de sembolik mantık kullanır ve daha sonra kritik okuma ve fikir yürütmelerle bir sonuca doğru ilerlerler. Sokrat gibi, tartışmayla, veya diğerlerinin ileri sürdükleri fikirlere cevap vererek, veya dikkatli kişisel düşünmeyle cevap ararlar. Filozoflar bu yöntemlerin birbirine göre üstünlükleirini tartışa gelmişler, örneğin felsefi "çözümlerin" nesnel, kesin yani gerçeklik hakkında bilgi veren mi; yoksa konuştuğumuz dilin mantığına açıklık kazandıran veya hatta kişisel terapi mi olduğunu sorgulamışlardır.
Dil filozofun en önemli aracıdır. Analitik felsefede felsefi yöntemle ilgili tartışmalar felsefe ve dille ilgiliydi. Kıta Avrupa'sı felsefesinde de benzer kaygılar vardır. Meta-felsefe, yani felsefenin felsefesi, felsefi problemlerin, felsefi çözümlerin ve problemden çözüme gidişteki yöntemlerin doğasını araştırır. Bu tartışmalar aynı zamanda dil ve yorum üzerine yapılan tartışmalarla da ilgilidir.Yani felsefe düşünce ve mantık bilimi olup her şey hakkında birçok şey bilme sanatıdır.
Felsefe Gelenekleri [değiştir]
Bir çok toplum felsefî sorunları araştırmış ve bir felsefe geleneği yaratmıştır. Avrupa-Amerikan akademik çevrelerinde "felsefe" terimi genellikle sadece Batı Avrupa medeniyetinin oluşturduğu felsefe geleneği olan Batı Felsefesi yerine kullanılır. Bunun coğrafi olarak karşısında yer alan Doğu Felsefesi çok farklı bir yapıya sahiptir.
Doğu ve Orta Doğu felsefe gelenekleri Batı filozoflarını etkilemişlerdir. Rus, Yahudi, İslam ve yakın zamanda Latin Amerika felsefe gelenekleri Batı felsefesine katkı sağlamış ve ondan ayrı olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir.
Batı akademik filozoflarını iki geleneğe ayırmak mümkündür. "Batı felsefesi" tanımı geçen yüzyıl içinde sıklıkla bu iki gelenekten birinden diğerine doğru ağırlık kazanmıştır. İnsanlığın geleceği için karamsar sonuçlara ulaşma eğilimindedir.
Felsefenin Disiplinleri(konu veya kategori felsefede disiplin ismini alır) [değiştir]
Felsefe Akımları [değiştir] |
Kelimenin Diğer Kullanımları [değiştir]
Bir bilim dalı veya bir bilim disiplini olmamasına rağmen "düşün" ve "bilim" sözcüklerinin birleştirilmesiyle Türkçeleştirilmeye çalışılmış olan "felsefe" sözcüğünün birinci anlamı dışındaki anlamlarıyla ilgili olarak aşağıdakiler gösterilebilir:
- Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi anlamında da kullanılır. Ör: Aristo felsefesi
- Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü anlamında kullanılır. Ör: Matematik felsefesi
- Bir trajediye felsefi yaklaşmak, duygusal reaksiyonlar yerine, entellektüel bir mesafeden bakmak anlamına gelebilir. Bu tanım Sokrates'la ilgili bir örnekten kaynaklanmaktadır. Sokrat baldıran zehrini içmeden önce sakin bir şekilde takipcileriyle ruhun doğasını tartışmıştır.
- Halk arasındaki kullanımıyla felsefe edinilmiş bilgi, veya bir insanın hayat görüşü veya bir şeye erişmenin arkasındaki yöntem veya prensipler olarak da kullanılmaktadır. Buna aynı zamanda dünya görüşü de denilir.
- Bir konuda soyut düşünmek anlamına gelir. Ör: "Uzun felsefelerden sonra Mediha'yı benden çok sevdiğini anlatıyor." H.E. Adıvar
TÜRKİYE'DE SANAYİ
|
TÜRKİYE’DE SANAYİ Sanayi ile ilgili terimler : Sanayi : Hammaddeyi işleyerek kullanılmaya hazır hale getirilmesini sağlayan araçlar topluluğudur.Hammadde : Sanayileşme için temel koşullardan biridir. Makinelerde mamul maddeye dönüşebilen işlenmemiş maddelerdir. Bu maddeler bitkisel ( pamuk , buğday .....vb) , hayvansal ( süt , et , yün .....vb ) ve madensel ( demir , bakır , krom .....vb ) kökenli olabilir. Sanayi ürünü : Fabrikalarda işlenerek kullanılan maddelerdir. Endüstri : Sanayi ile yakın anlamlıdır. Sanayiye göre daha geniş kapsamlı olup mal ve hizmet üreten tesisler topluluğu anlamına gelmektedir. Örneğin Kimya endüstrisi , turizm endüstrisi gibi.
BİR YERDE SANAYİNİN KURULMASI İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR : Dünya üzerinde her yerde sanayi tesisleri kurmak mümkün değildir. Bir yerde sanayi tesisi kurulabilmesi için gerekli belli başlı şartlar şunlardır : a) Sermaye : Sanayi tesisinin kurulabilmesi için en önemli koşuldur. Diğer koşullar elverişli olsa bile eğer gerekli miktarda sermayeniz yoksa o fabrikayı açmanın mümkün olmaz . Türkiye’de sanayinin gelişmemesinde ne önemli etken sermaye yetersizliğidir. b) Hammadde : Sanayi hammaddeyi işleyerek çeşitli ürünler haline getirmektedir. Sanayi hammaddeye bağımlı olduğundan bazı sanayi tesislerinin dağılımı hammadde kaynaklarının yakın olan yerlere açılmaktadır. Örneğin un ve makarna fabrikaları buğday üretilen yerlerde, zeytin yağı ve ayçiçeği yağı fabrikaları zeytin ve ayçiçek üretiminin fazla olduğu yerlerde açılmaktadır. Hammadde kolay taşınabilecek özellikte ise tüketim alanları dikkate alınmaktadır.Bu nedenle bir çok fabrika büyük şehirlerin çevresinde toplanmıştır. c) Enerji : Fabrikalardaki makinelerin çalışabilmesi için enerjiye gereksinim duyulmaktadır.Sanayileşmiş ülkelerde veya bölgelerde enerji tüketimi fazladır. Ülkemizde enerji üretiminin en fazla olduğu bölge Doğu Anadolu , enerji tüketiminin en fazla olduğu bölge ise Marmara’dır. d) İşgücü : Sanayi tesislerinin kurulup çalışabilmesi için işçiye ve teknik elemana ihtiyaç vardır. Ülkemizde genç nüfus sayısının fazla olmasından dolayı işgücü fazlalığı vardır. Ancak ülkemizde kalifiye eleman adı verilen nitelikli eğitimli teknik eleman sıkıntısı yaşanmaktadır. e) Ulaşım : Ulaşım koşulları hammaddenin ve sanayi ürünlerinin taşınmasında kolaylık sağlar . Ulaşım imkanlarının geliştirilmesi yaygınlaştırılması sanayinin gelişmesinde önemli bir etkendir. Günümüzde Türkiye’de ve dünyada sanayi tesislerinin dağılımına bakıldığı zaman ilk dikkat çeken şey ulaşımın kolay olduğu yerlerde sanayinin gelişmiş olduğudur. f) Pazarlama : Sanayi ürünlerinin kolay pazarlanması sanayinin gelişmesinde önemli bir etkendir. Üretilen bir ürünün pazarlama imkanı olması o sanayinin gelişmesi beklenemez .Üretim ve tüketim yerlerinin yakın olması maliyeti düşürür. TÜRKİYE’DE BAŞLICA SANAYİ KOLLARI VE COĞRAFİ DAĞILIMI 1. BESİN SANAYİSİ : Hammaddesi tarıma dayalı olan ürünlerdir. Ülkemizde en fazla gelişme gösteren sanayi çeşitlerinden biridir. Ülkemizde bölgeler arasında görülen iklim tiplerinin farklığı ve bu durumun yol açtığı tarım ürünlerinde yaşanan çeşitlilik fabrika çeşidinin de farklı olmasına yol açmıştır. Ülkemizde bulunan belli başlı besin sanayiine ait tesisler şunlardır ;
a) Un ve unlu mamüller : İç Anadolu başta olmak üzere hemen her bölgemizde bulunmaktadır. Un , makarna , irmik ve şehriye fabrikaları gibi tesislerdir. Konya , Eskişehir, Balıkesir, Ankara , Erzurum Kayseri , Gaziantep .......... vb b) Şeker Fabrikaları : Hammaddesi şekerpancardır. Şekerpancarı tarladan toplandıktan sonra kısa sürede bozulmaktadır. Bu nedenle şeker fabrikları şekerpancarı üreten yerlere yakın bir yerde kurulmuştur. Konya,Erzurum,Eskişehir, Uşak .........vb c) Zeytinyağı fabrikası : Zeytin üretiminin fazla olduğu yerlerde kurulmaktadır. Ege bölgesinde Edremit, Ayvalık İzmir, Muğla ve Aydın’da , Marmara bölgesinde Gemlik , Çanakkale, İznik ve Balıkesir’de , Akdeniz bölgesinde Adana , Antakya, Kilis’te , Güneydoğu Anadolu bölgesinde Gaziantep ve çevresinde yoğunlaşmıştır. d) Ayçiçek yağı fabrikası :Marmara bölgesinin Trakya kesiminde Edirne ve Tekirdağ çevresinde yoğunlaşmıştır. e) Konserve fabrikaları : Balık konservesi Çanakkale’de , Sebze ve meyve konservesi ise İstanbul,Bursa,Balıkesir ve İzmir gibi illerde yoğunluk göstermektedir. Ülkemizde konserve sanayisi uzun yıllar istenilen düzeye ulaşmamıştır. Bu durumun belli başlı nedenleri ise , ülkemizde her mevsim taze sebze ve meyvenin bulunabilmesi , evlerde konserve üretiminin yapılması ve konservenin pahalı olması gibi etkenler rol oynamıştır. Ancak son yılarda kentleşme olgusunun artması konserve üretiminin ve tüketiminin artmasına neden olmuştur. f) Hayvan ürünleri sanayisi :Özellikle büyükbaş hayvancılığın yaygın olduğu yerlerde yaygınlaşmıştır. Et kombinaları,yoğurt ve peynir fabrikaları bu guruba girmektedir. Trabzon, Erzurum, Van, Kars,Edirne .......... vb g) Çay fabrikaları : Tarım alanları ile fabrikalar iç içe geçmiştir. Nedeni Çay toplandıktan sonra kısa sürede bozulmaktadır. Çay fabrikaları Rize ve çevresinde yoğunlaşmıştır. 2. ALKOLLÜ İÇKİ VE TÜTÜN SANAYİSİ: Tütün sigara sanayisinin hammaddesidir. Sigara önceleri sadece devlete ait fabrikalarda üretilmekte iken günümüzde özel sektöre de izin verilmiştir. Başlıca fabrikalar : İstanbul , İzmir , Samsun , Malatya , Adana ve Tokat’ta yer almaktadır. İçki üretimi de sigara gibi önceleri devlete ait fabrikalarda yapılmakta iken son yıllarda özel sektöre de izin verilmiştir. Bira ; arpanın mayalandırılmasından yapılmaktadır. Belli başlı fabrikalar Ankara , İstanbul , Yozgat ve İzmir de bulunmaktadır. Rakı : Kuru üzümün damıtılmasından yapılmaktadır. Rakıya kokusunu veren madde ise anasondur. Belli başlı fabrikalar , İzmir , Diyarbakır , ve Tekirdağ’dadır. Şarap : yaş üzümünün mayalandırılmasından yapılmaktadır.İzmir , Tekirdağ, Çanakkale , Kayseri , Kırşehir ve Nevşehir gibi illerde bulunmaktadır. 3. DOKUMA SANAYİSİ : Türkiye’de en eski ve en fazla gelişme gösteren sanayi dalıdır. İşyeri ve çalışan işçi bakımından diğer sanayi kolları arasında ilk sırada yer almaktadır. Keten dokuma : Kastamonu Taşköprü’de Pamuklu dokuma : Bursa , İstanbul , İzmir , Adana , Antalya , Nazillli ( Aydın ), Denizli, Kayseri . İpekli dokuma : İstanbul , Bursa , Gemlik Yünlü dokuma : İstanbul , Bursa , İzmir , ve Hereke ( Kocaeli ) Deri ve Kösele : İstanbul , İzmir . Halı ve kilim dokumacılığı : Isparta, Burdur, Uşak, Demirci – Gördes – Kula ( Manisa ) , Kayseri ve Sivas gibi illerde bulunmaktadır. Battaniye dokuma : Siirt 4. KİMYA SANAYİSİ: Diğer endüstri kollarına göre daha geç gelişme göstermiştir ve daha geri durumdadır. Kurulumu için büyük bir sermaye birikimine ve kalifiye elemana ihtiyaç duyulmaktadır.
Petrol rafinerisi : Batman ( Batman Petrol rafinerisi ), İzmir ( Aliağa Petrol rafinerisi ), Mersin ( Ataş petrol rafinerisi ), Kırıkkale ( Orta Anadolu petrol rafinerisi ), İzmit ( Tüpraş petrol rafinerisi ). Gübre sanayisi : Mersin , Hatay , İzmir , Bandırma ve Konya’da gelişme göstermiştir. İlaç sanayisi : İstanbul ve çevresinde . Boya sanayisi : İzmir , Mersin ve İstanbul,’da 5. MADEN SANAYİSİ : Yer altından çıkarılan madenlerin fabrikalara işlenerek kullanıma hazır hale getirilmesine maden işleme sanayii( metaluji ) denilmektedir. Ülkemizde maden çeşitliliği fazladır. Ancak rezerv miktarlarının az olmasından dolayı maden sanayii pek fazla gelişme göstermemiştir. Demir-çelik fabrikaları : Kırıkkale , Karabük, Ereğli , İskenderun Bakır işleme : Ergani ( Artvin ), Samsun ve Maden( Elazığ ) Alüminyum tesisleri : Seydişehir ( Konya ) Boraks : Bandırma Ferro krom : Antalya ve Elazığ Kurşun ve Çinko : Keban ( Elazığ ) 6. MAKİNE SANAYİSİ : Kara,demir,deniz ve hava yolları ulaşım araçlarının yapımı ile elektrikli aletlerin imalatı ve savunma sanayiine ait araçlar makine sanayisinin temelini oluşturmaktadır. Otomotiv sanayii : Bursa, İzmir, Sakarya , Kocaeli Demiryolu araçları : Sakarya , Eskişehir ve Sivas Gemi yapımı ( Tershane ) : Marmara bölgesi ilk sırada gelmektedir. İstanbul ( Pendik- Tuzla – Hasköy ....... ) , İzmir ( Alaybey ). Ayrıca Bodrum , Marmaris ve Karadeniz kıyılarımızda kotra ve yat gibi küçük deniz araçları da yağılmaktadır. Uçak sanayii : Ankara Akıncı’da ve Eskişehir Elektrikli makine imalatı : Özellikle beyaz eşya fabrikaları ülkemizde fazla gelişme göstermiştir. Yurt içi ihtiyacını karşıladığı gibi yurt dışına da büyük bir oranda ihraç edilmektedir. İstanbul , İzmir ve Manisa’da gelişme göstermiştir. Savunma sanayii : Kırıkkale , ve Ankara |
|
|
|
TÜRKİYE'DE TURİZM
|
TURİZM ve TÜRKİYE'DE TURİZM
Turizm : insanların sürekli yaşadıkları yer dışında başka bir yere 24 saatten az olmamak veya en az bir gece konaklamak koşuluyla sürekli yerleşmemek üzere,ticari bir amaç gütmeden zevk,eğlence dinlenme , iş , merak, din,spor, ve akraba ziyareti, kongre ve seminerlere katılma gibi nedenlerle bireysel veya toplu olarak yaptıkları seyahatlerden doğan faaliyetlerin bütünüdür. Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere turizm çok yönlü bir faaliyettir. Turizm sosyal bir olaydır , kültürel bir olaydır , tüketim olayıdır , üretim faaliyetlerini olumlu yönde etkiler , başlı başına bir endüstri koludur. Turizmin Ülke Ekonomisi Açısından Önemi a) Ülkeye döviz girdisi sağlar b) Turizme yapılan yatırımlar ülke ekonomisine canlandırır c) Ülkede işsizliğin azalmasına neden olur d) Ülke vatandaşlarının gelir seviyesinin artmasına neden olur
Turizm ekonomi dışında , farklı yerlerde yaşayan insanlar arasında yakınlaşma olmasına neden olur. kültürler artası iletişim artar, ülkeler arası barışa katkı sağlar İnsanları Turizme Yönlendiren Etkenler A) İç Faktörler : İş - Merak - Din - Kültür - Eğitim Öğretim - Milli Kültür - Dinlenme ve Eğlence - Spor - Tedavi - Snobizm - Dost ve Akraba Ziyaretleri - Toplantılara Katılma B) Dış Faktörler : Tanıtma - Reklam - Propaganda - Yeni Turistik Bölgeler BAŞLICA TURİZM TİPLERİ 1. Dinlenme Turizmi : Eğlence ve boş zamanların değerlendirilmesinde dayanan bir turizm tipidir. Antalya , Bodrum gibi yerlere yapılan turistik geziler. 2. Spor Turizmi : Spora ilgi duyan kişilerin spor karşılaşmalarına izlemek için bir yerden başka bir yere gitmeleri . Tuttuğu takımın maçları , Dünya şampiyonası...... vb 3. Kültürel Turizm : Ülkelerin doğal ve kültürel değerlerini görmek folklorunu tanımak ve kültürel etkinliklere katılmak amacıyla yapılan geziler.Efes Festivali , Film festivalleri ..vb 4. Dini Turizm : Dini açıdan kutsal sayılan mekanları gezip görmek amacıyla yapılan gezilerdir. Mekke , Medine , Konya , Efes , Kudüs...... vb 5. İş Turizmi : İş adamlarının yapmış olduğu geziler. Fuar, panayır gibi yerlere yapılan geziler . 6. Politik Turizm : Devlet adamlarının ve çeşitli politikacıların yapmış olduğu gezilerdir. 7. Kongre Turizmi : Uluslararası nitelikte yapılan kongre,seminer, konferans gibi faaliyettir. 8. Aile Turizmi : Dost ve akrabaları ziyaret etmek amacıyla yapılan gezilerdir. Özellikle dini bayramlarda aile turizminde artış görülür. 9. Sağlık Turizmi : İnsanların sağlığına kavuşabilmek , tedavi olmak , ve doğanın şifa verici özelliklerinden faydalanmak amacıyla yaptıkları gezilerdir. TÜRKİYE'DE TURİZM ülkemizde turizm potansiyeli açısından oldukça önemli bir ülkedir. Turizmi cazip hale getiren belli başlı etkenler şunlardır ; 1. İklim : Ülkemiz orta kuşağın batı taraflarında görülen Akdeniz iklim kuşağı içerisinde yer almaktadır. Özellikle Akdeniz kıyılarında sıcaklık erken artmakta ve yaz mevsimi diğer bölgelere göre aha uzun sürmektedir. Bu durum denize girilme süresi açısından önemli bir özelliktir.Ayrıca iç bölgelerimizde yer şekillerinin kısa mesafelerde değişiklik göstermesi iklim tiplerinin farklılaşmasına neden olmaktadır. Ülkemizde aynı zaman dilimi içerisinde hem denize girilebilmekte hem de kayak yapılabilmektedir. 2. Kıyılarımız : Ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili olan bir ülkedir. Ege ve Akdeniz kıyılarında girinti ve çıkıntının fazla olması, şelf alanının geniş olmasından dolayı geniş plajlar yer almaktadır. Bu geniş plajlar ve olumlu iklim koşulları deniz turizmini olumlu yönde etkilemektedir. |
|
NÜFUS VE YERLEŞME(Coğrafya)
|
NÜFUS Tanımı : sınırları belli bir alanda yaşayan insan sayısına nüfus denilmektedir.Ülkelerin nüfus sayıları nüfus sayımları yolu ile bulunmaktadır. Bu sayımının yapılma yöntemi ülkelere göre değişmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarından beri belli bir günde sokağa çıkma yasağı uygulanarak ülkemizde nüfus sayımı yapılmaktadır. Nüfus sayımı yapılmasının nedenleri : a) Ülkenin toplam nüfus sayısını öğrenmek b) Kişi başına düşen milli geliri tespit etmek c) Çalışan nüfusun iş kollarına göre dağılımını tespit etmek d) Ülkedeki kadı-erkek nüfus dağılımını tespit etmek e) Potansiyel asker sayısını tespit etmek f) Nüfusun ülke içindeki dağılımını tespit etmek g) Nüfusun yaş guruplarına göre dağılımını tespit etmek h) Nüfusun eğitim durumunu tespit etmek i) Ekonomik yatırımları için veri tespit etmek Türkiye’de bölgelerin nüfusu sayısına göre sıralaması1) Marmara bölgesi 2) İç Anadolu bölgesi 3) Ege Bölgesi 4) Akdeniz Bölgesi 5) Karadeniz Bölgesi 6) Güneydoğu Anadolu Bölgesi 7) Doğu Anadolu Bölgesi NÜFUS ARTIŞI Nüfus sayısının bir yıl içinde göstermiş olduğu farka yıllık nüfus artışı denir.Nüfus artışı Yüzde ( 5 ) veya binde (%o) olarak ifade edilir. Yıllık nüfus artışı iki bölüme ayrılmaktadır : 1) Doğal Nüfus artışı : Bir yıl içerisinde doğan nüfus ile ölen nüfus arasında oluşan farka doğal nüfus artışı denilmektedir. Doğal nüfusu artışının ülkemizde en yüksek olduğu bölgeler Doğu Anadolu bölgesi ve Güneydoğu Anadolu bölgeleridir. 2004 Yılı Canlı Doğum Yapan Kadınların Yaş gruplarına göre dağılımı
Kaynak: Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü 2) Yıllık nüfus artışı : Nüfusun yıl içinde göçlerle birlikte göstermiş olduğu farka yıllık nüfus artışı denilmektedir. Türkiye’de yıllık nüfusu artış oranının en yüksek olduğu bölge Marmara bölgesidir. Kıtalara göre nüfus artış oranı şu şekildedir ; a) Afrika Kıtası : %o 29 b) Asya Kıtası : %o 20 c) Amerika Kıtası : %o 19 d) Avrupa Kıtası : %o 4 e) Avustralya Kıtası : %o 15 f) Dünya ortalaması : %o17 Nüfus artış oranı yukarıdaki sıralamadan da anlaşılacağı üzere kıtalara ülkeler hatta ülke içinde kırsal ve kentsel alanlara göre değişmektedir.Sanayi bakımından gelişmemiş ülkelerde doğal nüfus atış oranı yüksektir. Ancak artan nüfusa göre iş olanakları az olduğu için göç fazladır. Sanayi bakımından gelişmiş ülkelerde ise doğal nüfus artış oranı az ; ancak ülkeye çalışmak amacıyla gelen nüfus sayısı fazladır. Ülkemizde nüfus artış hızı fazladır.Ölüm oranı yüksek olmasına rağmen doğum oranının fazla olması nüfusun artmasında önemli bir etkendir. Ayrıca son yıllarda ülkemizde tıp alanında görülen gelişmelere bağlı olarak ölüm oranlarında bir azalma görülmektedir. Türkiye’de doğu bölgelerde ve kırsal alanlarda doğum oranı fazladır. Ülkemizde doğum oranının fazla olmasında etkili olan belli başlı etkenler şunlardır ; a) Doğum kontrol yöntemlerinin gelişmemesi b) Aile planlamamasının uygulanmaması c) Çok çocuklu ailelerin makbul görmesi d) Ailelerde erken çocuk isteğinin fazla olması e) Kırsal alanlarda dini etkilerin fazla olması Hızlı nüfus artışının yarattığı sorunlar şunlardır : a) Tüketici durumda olan çocuk yaştaki nüfus sayısı artar b) Ülkede kişi başına düşen milli gelir azalır c) Ülkede ekonomik kalkınma hızı azalır d) Kırsal kesimden kentlere doğru olan göç artar e) İnsanların temel gereksinimleri karşılanamaz f) Kentlerde işsizlik sorunlar artar g) Sağlıksız yapılaşma görülür (gecekondulaşma ) h) Tarım alanları miras yolu ile küçülmeye başlar i) Çevre sorunlar artar j) Toprak erozyonu hızlanır k) Çevre sorunları artar l) Doğal kaynaklar hızla azalmaya başlar
Nüfus artışının olumlu sonuçlar ; a) Ülke savunması için potansiyel asker sayısı artar b) Yapılacak ekonomik yatırımlar için genç nüfus sayısı fazladır c) İşgücü sayısı fazladır.
GÖÇLER Tanımı : Nüfusun daimi yada geçici olarak yer değiştirmesine göç adı verilir. Göçlerin belli başlı nedenleri şunlardır. 1) Doğal yıkımlarla oluşan göçler : deprem , kuraklık, heyelan ve çığ gibi doğal afetlerle oluşan göçlerdir. Örneğin 17 Ağustos 1999 depreminden sonra Sakarya , Yalova ve Kocaeli gibi illerden diğer illere doğru olan göçlerdir. 2) Sosyal ve siyasi nedenlerle oluşan göçlerdir : Savaşlar , işgaller , ihtilaller ve dini nedenlerle oluşan göçlerdir. Örneğin islamiyetin ilk yıllarında müslümanların Mekke’den Medine’ye doğru göç etmek zorunda olmaları . 3) Ekonomik nedenlerle oluşan göçler : ekonomik gelişmenin az olduğu bölgelerden , iş olanaklarının fazla olduğu bölgelere doğru olan göçlerdir. Günümüzde göçlerin en önemli nedenidir. Türkiye’de Marmara ve Ege Bölgesine doğru doğu bölgelerinden yapılan göçlerdir. Göç çeşitleri 1) İş gücü göçü : Çalışmak amacıyla başka yerlere doğru yapılan göçlerdir. 2) Mevsimlik göç : tarımda,turizmde veya hayvancılıkta çalışmak amacıyla yapılan göçlerdir. 3) Beyin göçü : Bir ülkedeki eğitimli insanların başka ülkelere gitmeleri Göçler yapıldığı yere göre gruplandırılması 1. İç göç : Bir ülkenin sınırları içerisinde yapılan göçlerdir. Bu tür değişmelerde ülke nüfusuunda bir değişiklik söz konusu değildir. İç göçe bağlı olarak sadece göç alan yerlerin nüfusunda artma , göç veren yerlerin nüfusunda bir azalma görülmektedir. İç göçe neden olan belli başlı etkenler şunlardır ; a) Kırsal kesimlerde doğum oranının fazla olması b) Kırsal kesimlerde işsizli oranının fazla olması c) Tarımda makineleşmenin artması d) Miras yolu ile tarım topraklarının küçük parçalara ayrılması e) Kan davası, zorla evlendirme gibi sosyal nedenlerin varlığı 2. Dış göç : Bir ülkeden başka bir ülkeye doğru yapılan göçlerdir. Dış göçler çeşitli gruplara ayrılmaktadır . a) Zorunlu göçler : savaş ihtilal gibi nedenlerle olan göçlerdir. b) Mübadele : bir anlaşma esaslarına dayanarak yapılan nüfus değişimidir. c) İşgücü göçleri : bir ülkeden başka bir ülkeye çalışmak amacıyla yapılan göçlerdir. d) Beyin göçü : bilim adamlarının kendi ülkelerinden başka ülkelere çalışmak amacıyla yaptıkları göçlerdir. NÜFUSUN DAĞILIŞI : Dünyanın her yerinde nüfus dağlımı aynı değildir. Bu dağılımda etkili olan belli başlı etkenler şunlardır : iklim , bitki örtüsü, yerşekilleri, tarımsal koşullar , endüstri, madenler, ulaşım koşullar ve ticaret gibi doğal ve beşeri koşulların etkisi vardır . Nüfusun dağılışında yerşekilleri ve iklim koşullarının belirleyici olduğu ülkeler sanayi bakımından geri kalmış ülkelerdir. Gelişmiş ülkelerde ise nüfus ülke içinde daha dengeli bir şekilde dağılmaktadır. Dünyada sık nüfuslanmış yerler : Dünya nüfusunun büyük bir bölümü uygun yaşama koşullarının bulunduğu ılıman iklim kuşağında toplanmıştır. Muson asyası : Asya kıtasının güney ve güneydoğusundaki ülkeleri kapsayan bu bölgede bol yağışlı iklim nedeniyle pirinç ve çay tarımı önem taşır. Dünyanın kalabalık ülkeleri olan Çin Halk Cumhuriyeti ve Hindistan bu bölgede bulunmaktadır. Avrupa : Madencilik , endüstri ve ticaretin çok geliştiği Avrupa kıtasının tamamına yakın bir bölümü sık nüfuslanmıştır. Japonya ve Kuzey Amerika’nın doğu kıyıları : Sanayileşmenin ve kısmen madenciliğin etkisi ile nüfuslanmıştır. Akarsu havzaları : Tarım koşullarının elverişli olduğu Ganj, İndus,Fırat ve Nil gibi akarsu havzaları sık nüfuslanmıştır. Seyrek nüfuslanmış alanlar : İklim koşullarının olumsuzluğuna bağlı olarak nüfusun az olduğu tenha yerlerdir. Soğuk bölgeler : Kuzey kutup dairesi içinde bulunan Grönland , Alaska , Kanada’nın Kuzeyi , İskandanav Yarımadası ve Sibirya’nın kuzey bölgeleri düşük sıcaklık nedeni ile seyrek nüfuslanmıştır. Sıcak ve nemli Ekvatoral bölge : Tropikal kuşakta Amazon , Kongo havzaları gibi alçak yerler yüksek sıcaklık, aşırı nemlilik sık ormanlar ve geniş alanları kaplayan bataklıklar nedeni ile az nüfuslanmıştır. Bu bölgede nüfus iklim koşullarının elverişli olduğu yüksek kesimlerde toplanmıştır. Nüfuslanmamış yerler: İklim ve zemin koşulları nedeni ile insanların yerleşmesine uygun olmayan yerlerdir. Kutup bölgeleri :Güney kutup bölgesinde bulunan Antartika kıtası 14 milyon km2 genişliktedir. Kalın buzlarla kaplı olduğu için nüfuslanmamıştır. Bataklıklar : Bataklık, yağış miktarının fazlalığı nedeni ile toprağın çok ıslak olduğu yer yer suların yüzeyde biriktiği yerlerdir. Yerleşmeyi ve ekonomik faaliyetleri sınırlandırdıkları için az nüfuslanmıştır. Çöller : Dönenceler çevresindeki Meksika, Büyük sahra , Arabistan , Kalahari, Avustralya çölleri ile Asya’nın iç kesimlerindeki İran i Kızılkum,Karakum, Taklamakan , ve Gobi çölleri insanların yaşamasına ve yerleşmesine uygun değildir. Bu yerlerde ancak vaha adı verilen sulak yerlerde azda olsa bir nüfus artışı görülmektedir. NÜFUS YOĞUNLUĞU Belli bir alanda yaşayan nüfusun o alana oranıdır. Ülkenin genişliği ve toplam nüfusu hakkında bilgi verir. Nüfus yoğunluğu üç şekilde ifade edilmektedir ; 1. Aritmetik Nüfus Yoğunluğu : Bir ülkenin veya bölgenin toplam nüfusunun yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğudur. Aritmetik nüfus yoğunluğu : toplam nüfus / yüzölçümü Aritmetik nüfus yoğunluğu ülkenin gelişmişlik durumu , nüfuslanma özelliğini ifade etme. Sadece ülkenin yüzölçümü hakkında bilgi verir. Bölgelerin alanlarına göre aritmetik nüfus yoğunluğu değişir. Türkiye’de nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölge Marmara en az olduğu bölge ise Doğu Anadolu Bölgesidir . 2. Tarımsal Nüfus Yoğunluğu : Bir ülkede tarımla geçinen nüfusun toplam tarım alanlarına bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunludur. Tarımsal nüfus yoğunluğu : çiftçi sayısı / tarım alanları şeklinde bir formülle hesaplanır. Dağlık ve engebelik alanlarda tarım alanları azalacağı için tarımsal nüfus yoğunluğu artar. 3. Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu : Bir ülkede toplam nüfusun tarım alanlarının yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunludur. Fizyolojik nüfus yoğunluğu : toplam nüfus / tarım alanları TÜRKİYE NÜFUSUNUN ÖZELLİKLERİ Bir ülkede fazla olmasından ziyade nüfusun genel nitelikleri açısından kaliteli olması daha büyük önem taşımaktadır. Ülkelerin nüfus yapısının özellikleri gelişmişlik düzeylerine göre değişmektedir. |
||||||||||||||||||||||
COĞRAFYANIN TANITIMI VE KONUSU
COĞRAFYANIN TANIMI VE KONUSU
Coğrafya, geo(Yer ) ile graphein ( tasvir etmek ) sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmektedir. Coğrafyanın konusu yeryüzüdür. Coğrafyanın konusu içerisine yaşam içerisinde var olan bir çok şey girmektedir. Örneğin çevreyi oluşturan taşküre(litosfer),suküre(hidrosfer),havaküre(atmosfer) ve canlılar küresi ( biyosfer ) coğrafyanın araştırması kapsamına girmektedir.
Coğrafya insanın yaşadığı doğal çevre ile ilişkilerini konu edinen bir bilimdir.Coğrafyanın tanımı yapılırken en çok yapılan hatalardan biri de coğrafyayı sadece bir dağın yüksekliğini bilmek yada bir akarsuyun kaç km olduğunu bilmek sanmaktır. Biraz önce yapılan açıklamadan da anlaşılacağına göre doğal ortam ve bu doğal ortamın etkileri önemlidir. Bir coğrafyacı dağların yüksekliğini tam olarak bilmeyebilir ama o dağın tarım,ulaşım,turizm ve nüfuslanma üzerindeki etkilerini çok bilir.
Coğrafya Biliminin İlkeleri : Her bilim dalının olduğu gibi coğrafyanın da kendine özgü metot ve ilkeleri bulunmaktadır. Coğrafya bir olayı incelerken şu ilkelerden yararlanmaktadır. Bu ilkeler şunlardır ;teor
1. Nedensellik İlkesi : Coğrafi olayların araştırılması sırasında olayların nedenleri sorulmakta ve bunlara yanıtlar aranmaktadır. Örneğin Yağmur nasıl yağmaktadır ? , Deprem neden olan faktörler nelerdir ?
2. Dağılış İlkesi : Coğrafi olayların yeryüzündeki dağılımı incelenmektedir. Coğrafyacı bir olayın sadece nedenini araştırmakla kalmaz bu olayın yeryüzü genelinde dağılımını da incelemektedir. Yukarıda sorulan soruları coğrafyacı şöyle devam eder ; Yağmurun ülkemizdeki coğrafi dağılımı nasıldır ? Türkiye'de depremler hangi sahalarda daha fazladır ? :Dağılış ilkesi sadece coğrafya ya has bir özelliktir.
3. Karşılıklı İlgi İlkesi: Coğrafi olayların birbirleri ile olan bağlantıları da incelenmektedir. Örneğin Yağışın basınçla , sıcaklığın Güneş ışınlarının düşme açısı ile olan ilişkisi ya da Dağlık ve engebelik alanların nüfus ve yerleşme üzerindeki etkileri de incelenmektedir.
Coğrafya Biliminin Yararlandığı Diğer Bilim Dalları :
1. Astronomi : Uzay bilimi
2. Jeoloji : Yer Bilimi
3. Jeofizik : Dünyanın iç yapısının inceleyen bilim dalı
4. Hidroloji : Sular bilimi
5. Meteoroloji: Atmosfer olaylarını inceleyen bilim dalı
6. Kartografya :Harita bilimi
7. Zooloji : Hayvan bilimi
8. Botanik : Bitki bilimi
9. Antropoloji : İnsan bilimi
10. Etnoloji : İnsan ırklarını inceleyen bilim dalı
11. Sosyoloji : Toplum inceleyen bilim dalı
12. Demografi : Nüfus bilimi
Coğrafya incelemiş olduğu konuları göre iki bölüme ayrılmaktadır :
A. Fiziki Coğrafya
a) Jeomorfoloji
b) Klimatoloji
c) Biyocoğrafya
d) Hidrografya
B. Beşeri Coğrafya
C. Ekonomik Coğrafya
A) Bölge Coğrafyası
B) Ülke Coğrafyası
C) Kıta coğrafyası
1. GENEL COĞRAFYA : Fiziki beşeri ve ekonomik olayların yeryüzünün tamamında ayrı ayrı ele almaktadır. Olayların meydana geliş nedenleri ve dağılışları incelenmektedir. Gözlem ve karşılaştırma yapılarak olaylar bir sınıflandırmaya çalışmaktadır. Genel coğrafya incelemiş olduğu konular bakımından üç bölüme ayrılmaktadır.
A) Fiziki Coğrafya : Yüzey şekilleri başta olmak üzere okyanuslar denizler göller ve akarsular gibi su küreyi oluşturan unsurlar da inceleme alanına girmektedir. Fiziki coğrafya denizlince yeryüzünün dış görünümü aklımıza gelmelidir.
Jeomorfoloji ( Yüzey şekilleri bilimi ) : Yeryüzü şekillerinin oluşumlarını araştırır. bunları sınıflandırır. Örneğin Depremlerin meydana gelmesi . akarsuların oluşturmuş olduğu şekiller , buzul ve rüzgarların meydana getirdiği yer şekilleri jeomorfolojinin inceleme alanına girmektedir.
Klimatoloji( İklim Bilgisi ): Yeryüzündeki iklim tiplerini ve bu iklim tiplerinin coğrafi dağılımını incelemektedir. Örnek vermek gerekirse Tropikal iklimi meydana getiren şartlar ve bu iklimin görüldüğü yerler klimatoloji biliminin kapsamı alanına girmektedir.
Biyocoğrafya( Canlılar coğrafyası ) : İnsan hariç yeryüzündeki diğer canlıların ( hayvan ve bitki ) coğrafi dağılışını ve bu bu dağılışı etkileyen fiziki şartları incelemektedir. Örneğin küçük baş hayvanların dağılım alanları ve bu dağılımda etkili olan iklim koşulları ve yer şekillerinin etkisi biyocoğrafyanın konusudur.
Hidrografya ( sular coğrafyası ) : Denizler , göller, akarsular ile yeraltı sularının özelliklerini inceler dağılışlarını açıklar .
B) Beşeri Coğrafya : Yeryüzündeki insan topluluklarının doğal ortamla olan ilişkilerini incelemektedir.
İnsanlara ait tüm özellikler beşeri coğrafyanın konusu içerisinde yer almaktadır. Örneğin İnsanların sayısı , yıldan yıla değişimi bu değişimde etkili olan faktörler , İnsanların yaş cinsiyet , medeni durum, çalışma koşulları , eğitim seviyesi gibi özellikleri beşeri coğrafyanın kapsamı içerisinde yer almaktadır .
C) Ekonomik Coğrafya : İnsanların yapmış olduğu faaliyetler ekonomik coğrafyanın kapsamı içerisinde yer almaktadır. Tarımı etkileyen şartlar , tarım ürünlerinin yetişme şartları , tarım ürünlerinin coğrafi dağılışı yine aynı sanayi , ulaşım, ticaret ve turizmi etkileyen olaylar da ekonomik coğrafyanın kapsamı içerisinde yer almaktadır.
2. YEREL COĞRAFYA : Genel coğrafyanın incelemiş olduğu tüm konular yerel coğrafyanın konuları arasında yer almaktadır. Ancak yerel coğrafya olayları incelerken bir sınır belirtmektedir ve olayları daha dar bir çerçeve de incelemektedir. Örneğin rüzgar oluşumuna neden olan faktörler genel coğrafyanın klimatoloji biliminin kapsamı içerisindedir. Ancak Türkiye'de etkili olan rüzgarlar yerel rüzgarlar yerel coğrafyanın konusuna girer.
TÜRKÇE DERSİ 7. SINIF ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI
AY HAFTA SAAT AMAÇLAR HEDEF DAVRANIŞLAR AMAÇLAR
HEDEF DAVRANIŞLAR ÖRNEK METİNLER Amaç Ve Hedef Davranışların Uygulanabilirlik Düzeyine İlişkin Alınabilecek Notlar
ANLAMA ANLATIM DİLBİLGİSİ YAZI
EYLÜL 2. HAFTA 5 SAAT - Tanışma ve tanışmayı kavrayabilme.
- Konuşma kurallarını kavrayabilme.
- İstiklal Marşımızı şekil ve öz yönünden inceleyebilme.
- Yazım kuralları ve noktalama işaretlerini kavrayabilme. - Anlatılanları dinleyip izleme.
- Konuşma kurallarını kavrama.
- İstiklal Marşımızı özü ve şekil özellikleriyle kavrama.
- İstiklal Marşımız yoluyla Kurtuluş Savaşının önemini kavrama - Kurallara uygun konuşmayı öğrenme
- İstiklal Marşımızı anlamı-na göre okumayı kavrama. Yazım kurallarının ve noktalama işaretlerinin doğru kullanımını kavrama.
Yazı dersinin amaçlarını kavrayabilme.
Yazı araç gereçlerini tanıyabilme. “İstiklâl Marşı”
M.A. Ersoy
3. HAFTA 5 SAAT - Sesli okuma tekniğini geliştirebilme
- Bir şiiri çeşitli yönleriyle kavrayabilme.
- Bir konuda açıklamalarda bulunabilme.
- Sözcüklerin gerçek ve mecaz anlamlarını kavrayabilme. Bir şiiri okurken vurgu, tonlama ve duraklara dikkat etmeyi kavrama. Bir şiiri açıklamayı, onun üzerinde düşünceleri dile getirmeyi kavrama. Bir sözcüğün gerçek ve mecaz olarak kullanımını kavrama. Şiir türü
4. HAFTA 5 SAAT - Sözcük dağarcığını zenginleştirebilme.
- Bir şiirde tema kavramını öğrenebilme.
- Şiirle ilgili bilgileri (uyak, ölçü,....) kavrayabilme.
Eş anlamlı, karşıt anlamlı, sesteş sözcükleri ve deyimleri kavrayabilme. - Anlam özelliklerine göre sözcüklerin kullanımını kavrama.
- Şiir bilgilerini kavrama
- Serbest şiir, lirik şiir, epik şiir, ..., kavramlarını öğrenme. Şiir seçme, beğendiği şiirleri ezberleme, şiir defteri tutma alışkanlığı edinme. Eş anlamlı, karşıt anlamlı, sesteş sözcükleri ve deyimleri kavrama. Şiir türü
EKİM 1. HAFTA 5 SAAT - Sesli okuma tekniğini geliştirebilme.
- Bir olay yazısını (öyküyü) çeşitli yönleriyle kavrayabilme.
- Yaşanan ya da tanık olunan bir olayı anlatabilme.
- Cümlenin doğruluğu ile ilgili ilkeleri kavrayabilme. - 400-500 sözcüklü bir olay yazısını anlamlı olarak okuma.
- Bir öyküde olay, yer, zaman, neden-sonuç ilişkileri, kişiler, kişilik özellikleri ve planlamayı kavrama. Yaşanan ya da tanık olunan bir olayı olayların, gelişmelerin sırasına göre anlatma. Cümlenin doğruluğu ile ilgili ilkeleri örnekler üzerinde gösterme. Amaç 1: Bitişik eğik yazı ile düzenlemeler yapabilme.
DAVRANIŞLAR
1- Düzenleme yapacağı şiir, öykü, masal veya fıkrayı seçme.
2- Yapacağı düzenleme için konuya uygun araç gereçleri seçme.
Öykü türü
2. HAFTA 5 SAAT - Sözcük dağarcığını zenginleştirebilme.
- Kitap sevgisini ve okuma alışkanlığını geliştirebilme.
- Öyküleyici anlatım özelliklerini kavrayabilme, diğer anlatım biçimleriyle karşılaştırabilme.
- Öyküleyici anlatım örnekleri verebilme.
- Özne ile yüklem arasındaki tekillik, çoğulluk ve kişi yönünden uygunluğu kavrayabilme - Anlam özelliklerine göre sözcüklerin kullanımını kavrama.
- Öyküleyici anlatım özelliklerini, anlatım biçimlerini, olay paragrafının özelliklerini kavrama. Öyküleyici anlatım örnekleri yazma. Özne-yüklem uygunluğunu tekillik, çoğulluk ve kişi yönünden kavrama. Öykü türü
..................................İLKÖĞRETİM OKULU TÜRKÇE DERSİ 7. SINIF
ÜNİTELENDİRİLMİŞ YILLIK DERS PLANI
AY HAFTA SAAT AMAÇLAR HEDEF DAVRANIŞLAR AMAÇLAR
HEDEF DAVRANIŞLAR ÖRNEK METİNLER Amaç Ve Hedef Davranışların Uygulanabilirlik Düzeyine İlişkin Alınabilecek Notlar
ANLAMA ANLATIM DİLBİLGİSİ YAZI
EKİM 3. HAFTA 5 SAAT - Sesli okuma tekniğini geliştirebilme.
- Bir makaleyi çeşitli yönleriyle kavrayabilme.
- Bir konuda düşünceleri anlatabilme.
- Cümlede nesneyi ve görevini kavrayabilme. - 200-300 sözcüklü bir düşünce yazısını anlamlı olarak okuma.
- Bir makaleyi planlama, konu ve düşünce yönüyle tanıma.
Bir konuda düşüncelerini planlı bir biçimde yazarak anlatma. - Cümlede nesnenin özelliklerini kavrama.
- Cümlede nesneyi bulma, göste
OSMANLI KURULUŞ
OSMANLI DEVLETİ KURULDUĞU SIRADA
1)- ANADOLU:
Anadolu Selçuklu Devleti 1243 Kösedağ savaşı yenilgisinden sonra yıkılma dönemine girmiş, Moğol
İlhanlılara bağlı duruma gelmişti. Anadolu Selçuklu Sultanları İlhanlıların atadığı birer vali
durumundaydı. Bu siyasi boşluk ortamında Anadolu da çok sayıda Türk Beyliği kuruldu.
2)- ANADOLU TÜRK BEYLİKLERİ:
Karamanoğulları, Germiyan oğulları, Karesioğulları, Aydınoğulları, Menteşe
oğulları,Saruhanoğulları,Candaroğulları, Hamit oğulları ve Osmanlı beyliği kurulmuştu. Bu
beylikler de başlangıçta İlhanlılara bağlıydılar. Anadolu Selçuklu Devletinin yıklımasıyla bu
beylikler arasında Anadolu hakimiyeti konusunda mücadele başladı.
3)- BİZANS:
13. yüzyıla girildiğinde sınırları küçülmüş, eski askeri ve ekonomik gücü kalmamıştı. Taht
kavgalarının yarattığı istikrarsız bir dönemi yaşıyordu. Halk TEKFUR(Vali)ların ağır vergileri
altında eziliyordu.
4)- TRABZON RUM İMPARATORLUĞU:
IV. Haçlı seferi sonunda Haçlıların istanbul'u işgal etmeleri üzerine Bizans'tan kaçanlar
tarafından Trabzon ve çevresinde kurulmuştu. 13. yüzyılda İlhanlı baskısı altındaydı.
5)- İLHANLI DEVLETİ:
Cengiz İmparatorluğunun parçalanmasıyla İran'da kurulan TÜRK-MOĞOL devletidir. Dönemin en güçlü
devletlerindendir.
6)- ALTINORDA DEVLETİ:
Cengiz İmparatorluğu'nun parçalanmasıyla Karadeniz'in kuzeyinde kurulan Türk devletidir.
7)- BALKANLARIN DURUMU:
Balkanlarda güçlü bir devlet yoktu. 13. yüzyılda Balkanlarda başlıca şu devlet ve beylikler
vardı: Sırp,Bulgar, Macar devletleriyle; Arnavutluk, Bosna-Hersek, Eflak-Boğdan, Erdel beyliği
8)- VENEDİK VE CENEVİZLİLER:
Denizci olan bu İtalyan devletlerinin Ege, Akdeniz ve Karadeniz'de ticaret kolonileri vardı.
OSMANLI DEVLETİ'NİN KISA ZAMANDA BÜYÜMESİNİN SEBEPLERİ
1)- Merkeziyetçi bir devlet anlayışına sahip olması (Ülke diğer Türk devletlerinden farklı olarak
hanedan üyeleri arasında bölünmemiştir.)
2)- Bir UC BEYLİĞİ olması (Gaza sebebiyle diğer beyliklerden destek görmüştür, beylikler arasındaki
mücadeleye başlangıçta katılmamıştır.)
3)- Bizansın, Balkanların ve Anadolunun karışıklık içinde bulunması
4)- Sürekli doğudan gelen Türkmen göçleriyle nüfusunun ve askeri gücünün artması
5)- Osmanlı Devlet adamlarının yetenekli olması
OSMANLI SİYASİ TARİHİNİN DÖNEMLERE AYRILMASI
1-KURULUŞ DÖNEMİ 1299-1453)
2-YÜKSELME DÖNEMİ(1453-1579)
3-DURAKLAMA DÖNEMİ1579-1683)
4-GERİLEME DÖNEMİ1699-1792)
5-DAĞILMA VE YIKILIŞ DÖNEMİ1792-1918)
OSMANLI KÜLTÜR TARİHİNİN DÖNEMLERE AYRILMASI
1)- Klasik Dönem 2)- Tanzimat Dönemi 3)- I. ve II. Meşrutiyet dönemleri
KURULUŞ DEVRİ(1299-1453)
KURULUŞ DEVRİ HÜKÜMDARLARI:
I.Osman, Orhan Bey, I.Murat, I.Bayezid(Yıldırım), I.Mehmet(Çelebi), II.Murat, II.Mehmet(Fatih) in ilk iki yılı
KAYI BOYU:
Osmanlılar oğuzların Bozok kolunun Kayı boyuna mensuptular. Kayılar Malazgirt Zaferi'nin ardından
Anadolu'ya gelmişler, Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından kendilerine yurtluk olarakverilen Ankara yakınlarındaki KARACADAĞ yöresine yerleşmişlerdir. Burada bir süre kalan KayılarErtuğrul Gazi yönetiminde Söğüt ve Domaniç yöresine yerleşmişlerdir.
OSMAN BEY DÖNEMİ (1281-1324)
ÖNEMLİ OLAYLAR:
1)- Karacahisarı Bizanstan almış, uc beyliğine atanmıştır.
2)- Bilecik, inegöl, Yarhisar ve Yenişehri alarak, İzmite yaklaştı.
3)- Bizans Tekfurlarını KOYUNHİSAR savaşında yendi.
Koyunhisar savaşının sebebi: Osmanlıların İzmit'e yaklaşmalarından
korkuya kapılan Bizans Tekfurlarını anlaşarak Osmanlılar üzerine yürümesi.
Sonuçları ve Önemi: Bu savaşı Osmanlılar kazandı.Böylece Bursa'nın kuzeyi
hariç üç tarafıOsmanlı topraklarıyla çevrildi.
4)- Mudanya fethedilmiş, Bursa kuşatılmıştır.
OSMAN BEY HAKKINDA: Ertuğrul Gazi'nin ölümünden sonra beyliğin başına geçmiş,
1320 den itibaren rahatsızlığı sebebiyle askeri harekatın başına oğlu Orhan Beyi geçirmişti. Şeyh
Edebalinin kızıyla evlenmiş, ahilerin desteğini kazanmıştır. Türbesi Bursa'da GÜMÜŞLÜ KÜMBET'dedir.
ORHAN BEY DÖNEMİ(1324-1362)
ÖNEMLİ OLAYLAR:
1)- Bursa'nın alındı(1326)
2)- Maltepe (Palekanon) Savaşı (1329) yapıldı.
3)- İznik ve Kocaeli fethedildi.
4)- Karesioğulları Beyliği Osmanlılara katıldı.
5)- Rumeli'ye geçildi
1)- Bursa'nın fethi: Osman Gazi döneminde başlayan kuşatma, tekfurun şehri teslimiyle son buldu.(1326)
2)- Maltepe (Palekanon) Savaşı (1329):
Sebep: Osmanlıların Kocaeli Yarımadasındaki fetihleri ve İznik'i kuşatmaları
Savaş: Bizans imparatoru III.Andreanikos ile Osmanlı hükümdarı Orhan Bey arasında yapıldı (1329)
Sonuçları ve Önemi: Savaş Osmanlıların zaferiyle sonuçlandı. O güne kadar dikkat çekmeyen
Osmanlılar ön plana çıktı.
3)- İznik ve Kocaeli'nin Fethi: Maltepe savaşından sonra İznik fethedildi, Kocaeli yarımadasının fethi
büyük ölçüde tamamlandı.
4)- Karesioğulları Beyliğinin Alınması: Karesi Bey'in ölümüyle, oğulları arasındaki taht kavgasından
yararlanan Orhan Bey bu beyliği Osmanlı sınırlarına kattı.
Önemi:
1)- Osmanlılar karesi topraklarına sahip olarak, Marmara kıyılarına ve Çanakkale boğazına
ulaştılar.
2)- Osmanlılar Karesi Donanmasına sahip oldular.
3)- Hacı İlbey, Evrenus Bey, Ece Halil gibi değerli Karesi komutanları Osmanlı hizmetine
girdiler.
4)- Osmanlılar Rumeli'ye geçmeyi düşünmeye başladılar.
5)- Rumeli'ye Geçiş:
Rumeli'ye Geçişi Kolaylaştıran Sebepler:
1)- Osmanlıların Karesi topraklarına ve Donanmasına sahip olması.
2)- Osmanlıların Hırıstiyanlara ait topraklara sahip olma ideali (Gaza).
3)- Türkmenlere Yurt bulma ihtiyacı.
4)- Bizans'ın Balkan milletlerine karşı Orhan Beyden yardım istemesi.
OLAY: Bizans İmparatoru Kantakuzen Edirne'yi kuşatan Sırp ve Bulgarlara karşı Orhan Bey'den
yardım istedi. Orhan Bey bunun üzerine oğlu Süleyman Paşa'yı yardıma gönderdi. Edirne'yi
kuşatan Sırp ve Bulgarları yenen Süleyman Paşa'nın yardımlarına karşılık Bizans Gelibolu
Yarımadası'ndaki ÇİMPE kalesini Osmanlılara verdi.(1353)
NOT: Çimpe kalesi Osmanlıların Balkanlardaki fetihleri için önemli bir üs olmuştur.
ORHAN BEY DÖNEMİNDE RUMELİ'DEKİ FETİHLER:
Orhan bey'in oğlu Süleyman Paşa Gelibolu'yu ele geçirerek Keşan, Malkara, Tekirdağ, Çorlu ve
Lüleburgaz'ı fethetmiştir.
ORHAN BEY DEVRİNDE DEVLET TEŞKİLATINDAKİ GELİŞMELER:
1)- Geçici divan teşkilatı kuruldu.
2)- YAYA ve MÜSELLEM adıyla ilk düzenli ordular oluşturuldu.
3)- İznik'de ilk Osmanlı Medresesi kuruldu.
OSMANLILARIN RUMELİ'DEKİ İSKAN SİYASETİNİN ÖZELLİKLERİ:
1)- Yeni fethedilen yerlere öncelikle göçebe Türkler yerleştirilir, böylece bunların yerleşik hayata
geçmeleri sağlanırdı.
2)- Fethedilen yerdeki yerli halktan ayaklanma çıkarma ihtimali olanlar başka yerlere iskan
edilirlerdi.
3)- Göçmenler iskan yerine yakın yerden alınırlardı. Böylece halkın yeni yere uyumu daha kolay
olurdu.
4)- İskan edilenlere ihtiyacı olan malzeme verilir ve bir süre vergi alınmazdı.
I. MURAT DÖNEMİ (1362-1389)
Orhan Bey'in ölümüyle yerine oğlu I.Murat (Hüdavendigar) geçti.
I. MURAT DÖNEMİNDE ANADOLUDA GELİŞMELER:
1)- Ankara Karamanoğullarından geri alındı.
2)- Oğlu Yıldırım Bayezıd'ı Germiyan Beyi'nin kızıyla evlendirerek onlardan Kütahya, Tavşanlı, Simav
ve dolayları çehiz olarak alındı.
3)- Hamitoğullarından Eğridir ve çevresi satın alındı.
4)- Karaman Beyi Alaaddin Ali Beyle kızını evlendirerek dostluk kurmaya çalıştı. Ancak
Karamanoğullarının düşmanca tavırlarını sürdürmeleri üzerine harekete geçerek, Karamanoğullarını
yendi. Alaaddin Ali Bey'i affederek barış yaptı.
I. MURAT DÖNEMİNDE BALKANLARDA GELİŞMELER:
1)- Edirne(1362) ve Filibe'nin Fethi,
2)- Sırpsındığı Savaşı (1364)
3)- Çirmen Savaşı (1371) Sırplarla yapılan bu savaşı Osmanlılar kazandı.)
4)- I. Kosova Savaşı (1389)
EDİRNE VE FİLİBE'NİN FETHİ: I. Murat'ın ilk hedefi Edirne olmuştur. Lala Şahin Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu 1362 yılında Edirne'yi fethetmiştir. Ardından Filibe alınmıştır.
NOT: Edirne'nin Fethinin Önemi: Sırp ve Bulgarların Bizansla bağlantısı kesildi.
SIRPSINDIĞI SAVAŞI (1364):
Sebep: Edirne ve Filibe'nin Osmanlıların eline geçmesi Sırp ve Bulgarları rahatsız etmiş, bunların
papaya başvurmaları üzerine Balkan Devletlerinden oluşan (Sırp, Bulgar, MAcar, Eflak-Boğdan ve
Bosnalılar) bir Haçlı ordusu kurulmuştur.
Savaş: Haçlı Ordusunu HACI İLBEY komutasındaki bir akıncı birliği ani bir baskın sonucu yok etmiştir.
Önemi: a)- Bu zaferle Balkan Devletleri üzerindeki Macarların etkisi kırılmış, Türklerin Balkanlardaki
ilerlemeleri hız kazanmıştır.
b)- Zaferden sonra Edirne başkent yapılmıştır.
I. KOSOVA SAVAŞI (1389):
Sebep: Osmanlıların Balkanlarda ilerleyişini durdurmak için Sırp Kralı LAZAR'ın öncülüğünde Haçlı
Ordusunun kurulması.
Sonuç: I. Murat komutasındaki Osmanlı Ordusunun zaferiyle sonuçlandı. I. Murat şehit oldu, yerin
oğlu Yıldırım Bayezıd geçti.
I. MURAT DÖNEMİNDE DEVLET TEŞKİLATINDAKİ GELİŞMELER:
1)- Divan teşkilatı sistemli ve sürekli hale getirildi.
2)- Kapıkulu Ocakları kuruldu.
YILDIRIM BAYEZIT DÖNEMİ (1389-1402)
ÖNEMLİ OLAYLAR:
1)- Niğbolu Savaşı(1396),
2)- Anadolu'da Türk Birliğinin Sağlanması,
3)- İstanbul Kuşatmaları,
4)- Ankara Savaşı (1402)
1)-NİĞBOLU SAVAŞI (1396):
Sebepleri: a)- Kuşatma altında bulunan Bizans'ın Avrupa'dan yardım istemesi,
b)- Macarlar'ın Osmanlıların Balkanlar'daki ilerleyişi karşısında papadan yardım istemesi.
Savaş : Avrupa Devletlerinin ordularından oluşan (Macar, Fransız, Alman, İngiliz,Polonya,
Venedik ve diğerleri)Haçlı ordusunun Niğbolu kalesini kuşatması üzerine, Yıldırım Bayezid
İstanbul kuşatmasını kaldırarak, Niğbolu önlerinde Haçlı ordusunu yendi.
Önemi : a)- Bu zaferden sonra bulgaristan tamamen Türk topraklarına katıldı.
b)- Bu zafer Anadolu Türk Birliğinin sağlanmasında da etkili oldu.
c)- Mısır'daki halife Yıldırım'a "Rum Diyarının Sultanı" ünvanını verdi.
2)- ANADOLU'DA TÜRK BİRLİĞİNİN SAĞLANMASI:
Hatırlanacağı gibi anadolu'da Türk birliğinin sağlama çabaları Orhan Bey zamanında başlatılmış, bu
dönemde Karesi beyliği Osmanlılara bağlanmış, Ankara Ahilerden alınarak Osmanlı topraklarına
katılmıştı.
I. Murat devrinde beyliklerle akrabalık yoluyla dostluk kurulmaya çalışılmış, Germiyanoğullarından
çehiz olarak bazı topraklar alınmış, Karaman Bey'i akrabalığa rağmen düşmanca davranışlarını
sürdürünce üzerine sefer düzenlenmiş, yine Hamitoğullarından para karşılığı bazı topraklar satın
alınmıştı.
YILDIRIM BAYEZID Anadolu birliğini sağlamak için iki sefer düzenledi. Bu seferler sonucunda:
a)- Batı Anadolu'daki beyliklerden Germiyan, Aydın,Saruhan, Menteşe ve Hamitoğullarına son verildi.
b)- Candaroğullarına son verildi.
c)- Kadı Burhanettin Beyliği (Eretna devleti) ile yapılan KIRKDİLİM savaşında Osmanlı kuvvetleri
yenildi. Şehzade Ertuğrul şehit oldu. Kadı Burhaneddin'in Akkoyunlu Devletiyle yaptığı savaşta
ölmesi üzerine bu beyliğin toprakları da Osmanlılara katıldı.
d)- 1401 yılında Karamanoğullarına son verildi.
e)- Dulkadir oğulları Beyliği Osmanlılara bağlandı.
3)- İSTANBUL KUŞATMALARI:
Yıldırım Bayezıd 1291-1400 yılları arasında İstanbul'u 4 kez kuşatmış, bu kuşatmalar sırasında
Bizans'a Karadenizden gelecek yardımı engellemek için boğazın Anadolu yakasına Anadolu
Hisarını(Güzelcehisar) yaptırdı.
Bu kuşatmaların başarısız olma sebepleri:
a)- Karamanoğullarının problem çıkarması
b)- Haçlı Saldırıları (Niğbolu)
c)- Timur tehlikesi
OSMANLI-BİZANS ANTLAŞMASI: Yıldırım Timur tehlikesinin belirmesi üzerine Bizans ile anlaşma
imzalayarak 4. kuşatmayı kaldırdı. Bu antlaşmaya göre:
a)- İstanbul'da Türk mahallesi kurulacak ve bir cami yapılacak.
b)- Türkler ticaret amacıyla serbestçe İstanbul'a girebilecek.
c)- İstanbul'da Türklerin davalarına bakmak için kadı bulunacak.
d)- Bizans Osmanlı Devletine vergi verecek.
4)- ANKARA SAVAŞI (1402):
15. yüzyıl başlarında Osmanlılar doğuda Memlük ve Timur Devletiyle komşu olmuşlardı. Timur Çağatay
Hanlığına son vererek büyük bir devlet kurmuş, Altınorda devletinin parçalanmasına yol açmış, İran,Irak
ve kuzey Hindistan'ı topraklarına katıp, 1400 yılından itibaren Osmanlı topraklarına saldırmaya
başlamıştı.
ANKARA SAVAŞININ SEBEPLERİ:
a)- Yıldırım tarafından toprakları alınan Anadolu Beylerinin Timur'a sığınarak, onu kışkırtmaları.
b)- Timur tarafından toprakları alınan Irak hükümdarı Celayiroğlu Ahmet ve Karakoyunlu hükümdarı
Kara Yülük Osman'ın Yıldırım'a sığınmaları
c)- Timur'un Çin'e yapacağı sefer öncesinde arkasında güçlü bir devlet bırakmak istemeyişi.
d)-Timur'un Osmanlı'dan kabul edilemez istekleri.
NOT: Timur Yıldırım Bayezıt'dan Anadolu Beylerinin topraklarını iade etmesini, Celayiroğlu Ahmet
ve Kara Yülük Osman'ın kendisine teslim edilmesini, Osmanlı Devletinin kendisine
bağlılığını bildirmesini istemişti.
SAVAŞ: İki ordu arasında savaş, Ankara'da Çubuk ovasında yapıldı. KARATATARLAR'ın ve Anadolu
beylikleri askerlerinin saf değiştirmesi Osmanlı ordusunun savaşı kaybetmesine ve Yıldırım
Bayezıt'ın esir düşmesine neden oldu.
SONUÇLARI:
a)- İlk ve son kez bir Osmanlı padişahı savaşta esir düştü.
b)- Osmanlı Devleti 11 yıl sürecek Fetret devrine girdi.
c)- Anadolu Türk birliği yeniden bozuldu, beylikler yeniden kuruldu. (Karesi ve Kadı Burhaneddin
beylikleri hariç)
d)- Balkanlar'da Osmanlı ilerleyişi bir süre durdu, hatta bazı topraklar kaybedildi.
e)- Bizans'ın alınması 50 yıl gecikti.
FETRET DEVRİ (1402-1413)
Timur'un asıl amacı kendisine rakip olabilecek büyük bir Osmanlı Devleti'nin oluşmasını
engellemekti. Bu nedenle savaşı kazandıktan sonra Anadolu Beylerinin topraklarını geri vererek, Anadolu
Türk birliğini parçaladı. Osmanlı ülkesini Yıldırım'ın oğullarına bıraktı.
Timur'un Anadolu'dan çekilmesinden sonra Yıldırım Bayezid'in 4 oğlu arasında başlayan ve 11 yıl süren
taht kavgası dönemine Osmanlı Tarihinde FETRET DEVRİ denir.
I.MEHMET (ÇELEBİ MEHMET) DÖNEMİ (1413-1421)
Kardeşleri Süleyman, İsa ve Musa Çelebiyle giriştiği taht kavgasından başarıyla çıktı. Devleti
kardeşleriyle paylaşma fikrine katılmadı. Böylece Osmanlı Devletini parçalanma ve yıkılmakdan kurtardı. Bu nedenle Çelebi Mehmet devletin 2. KURUCUSU sayılır.
ÇELEBİ MEHMET DEVRİ ÖNEMLİ OLAYLARI:
1)- Eflak Osmanlılara yeniden bağlandı.
2)- Venediklilerle İLK DENİZ SAVAŞI yapıldı.(1416) (Ancak bu savaşı Venedikliler kazandı.)
3)- Anadolu Türk birliğini yeniden sağlamaya çalıştı. ( Aydın ve Saruhan beyliklerini ortadan
kaldırdı. Candar ve Menteşe beylikleri Osmanlılara bağlandı. Karamanoğullarıyla savaştı.)
4)- Şeyh Bedreddin ve Mustafa Çelebi isyanlarını bastırdı.
ŞEYH BEDREDDİN İSYANI(1418-1420)
Osmanlı devletinde kazaskerliğe kadar yükselmiş olan Şeyh Bedreddin mülkiyetin ortak olduğu
şeklinde fikirlerle ve İslam'a aykırı düşüncelerle etrafına çok sayıda mürid topladı. Fetret
döneminin oluşturduğu siyasi ve ekonomik bozukluklardan yararlanarak ayaklandı, sonunda yakalanarak
idam edildi.
NOT: Şeyh Bedreddin İsyanı devletin gücünü sarsan, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde meydana gelen
BABA İSHAK isyanına benzer.
MUSTAFA ÇELEBİ İSYANI (DÜZMECE MUSTAFA)
Timur Ankara savaşından sonra Yıldırım Bayezıt'ın oğlu şehzade Mustafa Çelebiyi rehin alarak
yanında Semerkant'a ***ürmüştü. Timur'un ölümüyle serbest kalarak Anadolu'ya gelen Mustafa'nın
gerçek Mustafa olup olmadığı bilinmediğinden "Düzmece Mustafa" da denilmiştir. Mustafa Çelebi,
kardeşi Mehmet Çelebi'ye karşı taht kavgasına girmiş, ancak yenilerek Bizans'a sığınmıştır.
Çelebi Mehmet Mustafa'nın gözaltında tutularak kontrol edilmesi için Bizans'la anlaşmıştır.
II.MURAT DÖNEMİ (1421-1451)
II. Murat önce Bizans tarafından serbest bırakılan amcası Çelebi Mustafa( Düzmece Mustafa) isyanını bastırmış, Mustafa'yı ortadan kaldırdı. Sonra Mustafa'yı serbest bırakarak destekleyen Bizans'ı kuşattı. Ancak bu defa da Bizans ve Karamanoğullarının kışkırması sonucu ayaklanan Kardeşi Şehzade Mustafa ile uğraşmak zorunda kaldı.
BALKANLAR'DAKİ ÖNEMLİ OLAYLAR:
1)- EDİRNE-SEGEDİN ANTLAŞMASI(1444): Macar, Sırp, Bosna ve Eflak kuvvetlerinin oluşturduğu
Haçlı ittifakına karşı Osmanlı kuvvetleri başarısız olunca, bu antlaşma imzalanmıştır. Osmanlıların bu
antlaşmayı imzalamak zorunda kalışlarının bir nedeni de Karamanoğullarının problem çıkarmasıdır.
Edirne-Segedin Antlaşmasına göre:
a)- İki taraf 10 yıl savaşmayacak,
b)- Tuna Nehri iki taraf arasında sınır olacaktı.
NOT: Bu antlaşmadan sonra II.Murat yrini 12 yaşındaki oğlu II.Mehmet'e (Fatih) bıraktı.
2)- VARNA SAVAŞI (1444):
Sebep: II. Mehmet'in küçük yaşta tahta geçmelesini fırsat bilen Haçlıların Edirne-Segedin
Antlaşmasını bozmaları.
Sonuç: II. Murat tekrar tahta geçerek Haçlı ordusunu Varna'da yendi.
3)- II. KOSOVA SAVAŞI (1448):
Osmanlıları Avrupa topraklarından atmak için Macarlar'ın öncülüğünde hazırlanan Avrupa
Devletlerinin kuvvetlerinden oluşan Haçlı ordusu ağır bir yenilgiye uğradı.
Önemi:
a)- Balkanlardaki Osmanlı egemenliği kesinlik kazandı.
b)- Hırıstiyan Avrupa Türklere karşı bir daha Haçlı seferine girişemeyerek, savunmaya çekildi.
c)- İstanbul'un fethi kolaylaştı. (Fatih'in kuşatmasında Bizans, Avrupadan beklediği yardımı
bulamadı.)
1071-1453 tarihleri arasında olan olaylar
• 16 Nisan- Güney İtalya'da Bizans kontrolünde olan son şehir olan Bari, Norman Robert Guiscard tarafından ele geçirildi.
• 26 Ağustos- Bizans İmparatorluğu, Alp Arslan komutasındaki Türk ordusuna Malazgirt Savaşı'nda yenildi. Bu galibiyet sonucunda Anadolu'nun kapıları Türklere açıldı.
1072
Erzurum çevresinde saltuklar kuruldu.
Alp arslan Selçuklu hükümdarı öldü
Mengüçlü beyliği
1073
Selçuklular ankarayı ele geçirdi.
1075
İznik te Türkiye Selçuklu devleri kuruldu
1078
Abdül kadir geylani doğdu.
1079
Kılıç arslan doğdu Selçukluların hükümdarı.
1080
Mengücekli Devleti'nin kuruluşu.
Danişmentliler Devleti'nin kuruluşu.
1081
Çaka beyliği kuruldu
1092
1.kılıç arslan Türkiye Selçuklu devletinde tahta çıktı.
Danişmedliler kuruldu
1093
Çaka Beyliği yıkıldı
Ahmet Yesevi, Türk mutasavvıfı
1096
1.haçlı seferi
1098
Haçlılar Antakya'yı işgal etti.
Çaka beyliği yıkıldı
1099
1.haçlı seferinin sonu
1102
Hasankeyf artukluların kuruluşu
1105
Kınnesrin Savaşı ve Haçlıların Halep'i işgali
1106
Mardin attuklularının kuruluşu
1107
Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan savaş sonrası Habur suyunda boğularak öldü.
1110
Emîr Mevdûd idaresindeki Selçuklu kuvvetlerinin Urfa'yı kuşatması.
1115
• Melik Rıdvân, şiddetli bir hastalığa yakalanarak 10 Aralık'te Haleb'te ölmüştür.
1147
2.haçlı seferi
1149
1. haçlı seferinin sonu
1155
CENGİZ HAN:Büyük Moğol İmparatoru Dünyanın En BÜyük Devletini Kurmuş Olan 'CEHENNEMDEN GELEN ADAM' sıfatıyla ne kadar acımasız olduğu belirtilmiş olan büyük komutan.
1156
Ahmet Yesevi, Türk mutasavvıfı
1166
Abdülkadir Geylani vefat etti.
1176
Miryokefalon savaşı.(Bizans Türkleri anadoludan atamayacağını anladı.)
1178
Danişmentlilerin yıkılışı
Harput artuklularının kuruluşu
1189
3 Eylül Aslan yürekli Richard İngiltere Kralı oldu
3.haçlı seferi
1192
3.haçlı seferinin sonu
1193
Selahaddin Eyyubi öldü
1202
-Saltukluların yıkılışı
1204
4.haçlı seferi
Haçlılar IV.Haçlı Seferi'nde İstanbul'u yağmaladı.
1205
1205’te I. Gıyaseddin Keyhüsrev ikinci kez tahta çıktı.
1207
30 Eylül - Mevlâna Celâleddin-i Rumi doğdu
1209
Hacı Bektaşi veli doğdu.
1211
I. Gıyaseddin Keyhüsrev 1211'de öldü ve yerine büyük oğlu I. İzzeddin Keykavus tahta çıktı.
1214
1214 - Sinop’u Anadolu Selçuklu Devleti sultanı İzzeddin Keykavus ele geçirdi.
1215
1215-Magna Carta bildirgesi İngiltere'de kabul edildi.
1217
5.haçlı seferi
1221
Harzemşahlar Devleti, Cengiz'in bir darbesi ile yıkıldı gitti
5.haçlı seferinin sonu
1223
16 Temmuz Moğollar ile Ruslar arasında 'Kalka Meydan Muharebesi' oldu.
1226
Alanya'da Kızılkule'nin yapılması.
1228
Mengüceklilerin yıkılışı
1233
Harput artuklularının yıkılışı
1238
Yunus emre doğdu
1243
Kösedağ Savaşı(Türkiye Selçukluları yıkılış sürecine girdi)
1248
7.haçlı seferi
1251
Mengü (Möng-ke)'nin Moğol İmparatorluğu'na Büyük Kağan seçilmesi.
1254
7.haçlı seferi sonu
1256
Alamut Kalesi'nin Hülagû Han tarafından alınması. Karakurum'daki Büyük Kağan'a bağlı olarak Hülagû Han İlhanlılar devletini kurdu.
1258
I.Osman (Osman Bey): Osmanlı devletinin kurucusu.
1260
Moğollar ilk kez Sultan Kutuz tarafından tamamen kılıçtan geçirildi
1277
Mengüçlü beyliğinin yıkılışı
1281
Hasankeyf artuklularının yıkılışı
1299
Osmanlı Devleti'nin kuruluşu. Selçuklu Devleti'nin dağılmasından sonra Anadolu'da kurulan beyliklerden Osmanoğulları'nın başındaki Osman Gazi tarafından Osmanlı Devleti kuruldu.
1329
Maltepe savaşı.Bizans Osmanlı.osmanlılar yeniyor.
1362
Devletin başına 1. murat geçti
1363
Sazlıderede Bizans Bulgar ordusunu Osmanlı yenilgiye uğrattı.
1364
Sırpsındığı savaşı
1389
1.kosava savaşı
Yıldırım beyazit tahta çıktı(1.muradın oğlu)
1396
Niğbolu savaşı
1402
Ankara savaşı(önemli)
1413
Fetret devri
1421
Sultan 2.murad padişah oldu
1444
Varna savaşı
1448
2.kosava savaşı
1453
İstanbul feth edildi Osmanlı yükselme dönemine girdi
EDEBİYAT
Divan Edebiyatı nazım şekillerindendir. Kelime olarak kadınlarla aşıkane sohbet etmek, konuşmak anlamına gelir. Terim olarak aşk, şarap, tabiat ve kadın konularını işleyen şiirlere denir. Kendi başına bir nazım şekli olarak, İran ve Türk Edebiyatı'nda ortaya çıkan gazel, beyitler halinde yazılır ve beyit sayısı beş ile onbeş arasında değişir. Türk Divan Edebiyatı'nda;çok yaygın olarak kullanılan bir nazım şeklidir. Hemen hemen aruz'un her kalıbıyla yazılır. Birinci beyit kendi arasında ...Divan Edebiyatı nazım şekillerindendir. Kelime olarak kadınlarla aşıkane sohbet etmek, konuşmak anlamına gelir.Terim olarak aşk, şarap, tabiat ve kadın konularını işleyen şiirlere denir. Kendi başına bir nazım şekli olarak, İran ve Türk Edebiyatı'nda ortaya çıkan gazel, beyitler halinde yazılır ve beyit sayısı beş ile onbeş arasında değişir.Türk Divan Edebiyatı'nda;çok yaygın olarak kullanılan bir nazım şeklidir. Hemen hemen aruz'un her kalıbıyla yazılır. Birinci beyit kendi arasında kafiyeli, diğer beyitlerin birinci mısraları serbest, ikinci mısraları birinci beyit ile kafiyelidir. Kafiye düzenini şematik olarak belirtmek gerekirse aa / ba / ca / da / ea / fa şeklinde ifade etmek mümkündür. Gazellerde beyitler arasında mana birliği olabileceği gibi, her beyit ayrı bir konuyu işlemiş de olabilir.Gazellerde aşk duyguları, şarap alemleri, tabiat güzellikleriyle birleşmiş bir şekilde, canlı ve akıcı bir üslûpla dile getirilir.Gazelin ilk beyitine matla, son beyitine makta adı verilir. Matla beyitinden sonra gelen beyite hüsn-i matla, makta beyiti'nden bir önceki beyite ise hüsn-i makta denir. En güzel beyitine beyt'ül gazel, beyitleri arasında konu birliği bulunan gazellere yek-ahenk gazel, her beyiti aynı mükemmellikte söylenmiş olan gazellere ise yek-avaz gazel denir.Mısra sonlarındaki kafiyelerden ayn olarak "mısra içlerinde de kafiye bulunan gazellere musammat gazel adı verilir. Değişik konularda yazılmış olmakla beraber, gazeller genellikle birer aşk şiirleridir. Sevgi bitmez tükenmez temasıdır. Gazellerin isimlendirilmeleri ya rediflerine göre veya ilk mısralarına göre olur. Ayrı kelime halinde redifleri olan gazeller bu rediflerine göre, olmayanlar ise ilk mısralarına göre adlandırılır.Divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimidir. Önceleri Arap edebiyatında kasidenin tegaüzzül adı verilen bir bölümü iken sonra ayrı bir biçim halinde gelişmiştir. Gazelin beyit sayısı 5-15 arasında değişir. Daha fazla beyitten olaşan gazellere müyezzel ya da mutavvel gazel denilir. Gazelin ilk beyti "matla", son beyti ise "makta" adını alır.Matla beytinin dizeleri kendi aralarında uyaklıdır (musarra). Sonraki beyitlerin ilk dizeleri serbest ikinci dizeleri ilk beyitle uyaklı olur. Birden fazla mussarra beytin bulunduğu gazel "zü'l-metali", her beyti musarra olan gazel ise "müselsel" gazel adıyla bilinir. İlk beyitten sonraki beyte "hüsn-i matla" (ilk beyitten güzel olması gerekir), son beyitten öncekine "hüsn-i makta" (son beyitten güzel olmalı gerekir) denir.Gazelin en güzel beyti ise "beytü'l-gazel" ya da "şah beyit" adıyla anılır. Bunun yeri ya da sırası önemli değildir. Bazı gazellerin matlasını oluşturan dizelerden birinci ya da ikincisinin matkasının ikinci dizesi olarak yenilenmesine "redd'i-matla" denir. Şair mahlasını (şairin takma adı, ya da tanındığı ad) maktada ya da "hüsn-i" maktada söyler. Bu durumda beyit ikinci bir adla "mahlas beyti" ya da "mahlashane" olarak anılır. Şairin mahlasını tevriyeli kullanmasına "hüsn-i tahallüs" denir.Dize ortalarında uyak bulunan gazele musammat, sonu getirilmemiş ya da beyit sayısı 5?in altında bulunan gazellere de "natamam" gazel denir. Başka şairlerin birkaç dize ekleyerek bend biçimine dönüştürdüğü gazellere "tahmis", "terbi" adı verilir. Bütün beyitlerinde aynı düşüncenin ele alındığı gazeller "yekahenk gazel", her beyti öncekinden ustalıklı biçimde söylenmiş gazeller de "yekavaz gazel" olarak adlandırılır.Gazeller konularına göre de çeşitli isimlerle tanımlanır. Aşka ilişkin acı, mutluluk gibi içli duyguların dile getirildiği gazeller "aşıkane", içki, yaşama boş verme, yaşamdan zevk alma gibi konularda yazılanlara "rindane" denir. Aşıkane gazellere en iyi örnek Fuzuli?nin gazelleri, rindane gazellere en iyi örnek ise Baki?nin gazelleridir. Kadınları ve ten zevklerini konu edinen gazeller ise, örneğin Nedim?in gazelleri, "şuhane", öğretici nitelikli gazellere, örneğin Nabi?nin gazelleri, "hakimane gazel" denir.Gazeller eskiden bestelenerek okunurdu. Özelikle bestelenmek için yazılmış gazeller de vardır. Gazelleri makamla okuyan kişilere "gazelhan", gazel yazan usta şairlere ise "gazelsera" adı verilir.Gazel, Türk müziğinde ise şiirin bir hanende tarafından doğaçtan seslendirilmesidir. Sesle taksim olarak da bilinir.

![6869930[1]](http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/8232/75/r_o4wopbs9bwnuv9a9t7tu.jpg)










